Yarışma Sonuçları Belli Oldu
Her yıl gelenek halinde yapılan “3 Ocak Mersin’in Kurtuluş Günü Konulu Şiir Yarışması”
12:42:39 2020-12-27
 

Yarışma Sonuçları Belli Oldu

Her yıl gelenek halinde yapılan “3 Ocak Mersin’in Kurtuluş Günü Konulu Şiir Yarışması” bu yıl da yine Mersin Yazarlar Derneği ve Toroslar Belediyesi’nin birlikte düzenlediği etkinlik ile yapıldı. Mersin Yazarlar Derneği Başkanı Rüştü aydın, her geçen yıl katılımın artarak devam ettiğini belirterek bu yılda 79 şairin şiirleri ile katılım gösterdiğini söyledi. Yarışmaya katılan şiirlerin değerlendirilmesi jüri tarafından yapıldı. Jüride yer alan Mersin Yazarlar Derneği Başkanı Yazar-Şair Rüştü Aydın, Dernek Kurucu Başkanı Yazar Mehmet Reşat Ata, Şair-Yazar Mine Bahçeci, Şair-Yazar Şadan Köse, Şair-Yazar Nejmiye Duru, Yazar Habibe Tuna tarafından yapılan değerlendirmede birinciliği Mersin Yenişehir İlçesinden Abdullah Coşkun kazandı. İkinciliği ise Mersin Tarsus İlçesinden Mevlüt Yavuz alırken, üçüncülüğü de Karaköprü Şanlıurfa’dan Mustafa Sade aldı.

32 vilayetten ve Mersin merkez ile ilçelerinden toplam 79 şiirin yarışmaya katıldığını söyleyen Başkan Aydın amaçlarının, Mersin’in Kurtuluş gününün anlam ve önemini, Mersin’in kurtuluşuna canları ve kanları ile amansız bir mücadele vererek şehit düşen kahramanlarının anılmasını sağlamak olarak söyledi. Emeği geçenlere teşekkür eden Aydın, “3 Ocak Mersin’in Kurtuluş Günü Konulu Şiir Yarışması” artık Ulusal anlamda gelenek halini almıştır. Öyle ki, Türkiye’nin kalbinin Mersin’in kurtuluşu için attığını söyleyebiliriz. Bu yarışmaya her yıl desteklerini esirgemeyen Toroslar Belediye Başkanı Sayın Atsız Afşın Yılmaz’a ve göz nuru dökerek şiirleri derecelendiren jüri üyelerine ve de tüm katılımcılara çok teşekkür ediyordum.” Dedi.

 


3 OCAK MERSİN’İN KURTULUŞU KONULU

ŞİİR YARIŞMASINDA İLK DOKUZA GİREN ŞİİRLER 

 

BİRİNCİ(1.) Abdullah Coşkun Yenişehir/Mersin

 

MERSİNİM İÇİN

 

Garbın uşakları kondu yurduma

Komut vermek ister şanlı orduma

ATAMI çağırdık bizde yardıma

Kurtuluş başladı Mersinim için

 

Ellerinde haçlı  bayrağın sallar

Aç kalmış kurt gibi avını kollar

Bilmezler onlara kapandı yollar

Kurtuluş başladı Mersinim için

 

Bizi yuvamızda esir aldılar

Destursuz evlere gelip daldılar

İçerde hançerli Bey-i buldular

Kurtuluş başladı Mersinim için

 

Şehrin merkezine bayrak astılar

Etrafında şarap içip kustular

Şanlı Bayrağımın ipin kestiler

Kurtuluş başladı Mersinim için

 

Kuvâ-i Milliye duruma baktı

Peşine gönüllü ordular taktı

Düşmanın çektiği surları yıktı

Kurtuluş başladı Mersinim için

 

Çamlı yayla halkı hücuma geçti

Frenk ordusunu süngüyle biçti

Halka hürriyetin yolunu açtı

Kurtuluş başladı Mersinim için

 

Karboğaz Yörüğü yel gibi esti

Binbaşı Mesnil-in yolunu kesti

Bin bir askerini ormanda bastı

Kurtuluş başladı Mersinim için

 

Hacıtalip,Yeniköyde,Tece’de

Halk birlik oldu zıfîri gecede

Yanpar Burhan Erçel aynı hecede

Kurtuluş başladı Mersinim için

 

Silifke Erdemli birlik kurdular

İşgalciyi tutup hesap sordular

Tömük’le çeşmeli topuz vurdular

Kurtuluş başladı Mersinim için

 

 

Güneş yeni doğdu Çukurova’ya

Kuşlar özgür öttü, kondu yuvaya

Eller şükür için kalktı havaya

Kurtuluş başladı Mersinim için

 

Aslanköylü attı sapan taşını

Evrenli kaynattı asker aşını

Çavuşlu kopardı haçlı başını

Kurtuluş başladı Mersinim için

 

ATAM Pozantı’da kurdu divanı

Sefere çağırdı cümle ihvanı

Komutuna kattı şanlı kervanı

Kurtuluş başladı Mersinim için

 

Tarsus yiğitleri hücuma geçti

Fransız İngiliz baldıran içti

Kendi canlarına kefenler biçti

Kurtuluş başladı Mersinim için

 

Üç ocak Mersine huzur getirdi

Frengin yaptığı zulmü bitirdi

Analar balasın sevdi yatırdı

Kurtuluş başladı Mersinim için

 

 

İKİNCİ(2.) Mevlüt Yavuz Tarsus/Mersin

 

MERSİN DESTANI

Sahada kaybedenler, kazanmışlar masada

Ayaklar altındadır, namus “ar”, dedi Mersin

Yedinci madde varmış, Mondros denen yasada

Biçtiğiniz elbise, bize “dar”  dedi Mersin

 

Çanakkale Boğazı, verdi mi size vize

Gelibolu Dağları, ders olmadı mı size?

Yanaşıp müsadesiz, destursuz Akdeniz’e

Pay ederiz sanmayın, biraz “zor” dedi Mersin

 

Öne düşmüş İngiliz, ardı sıra Fransız

Peşpeşe fırkateynler, limana girdi ansız

Hayalleriniz boşa, umduğunuz imkansız

Ermeni rehberlerle, sanki “tur” dedi Mersin

 

Takan olmamış daha, boynuna esareti

Binlerce yıl ayakta, hep müstakil devleti

Dosta güven, düşmana, korkudur Türk Milleti

Hala bunu görmeyen, varsa “kör” dedi Mersin

 

Güvenip gücünüze, aldırmadınız kışa

Yeltendiniz işgale, adaletsiz savaşa

Bizde ya kuzgun leşe, illa ki devlet başa

Omuz üstünde boşa, durmaz “ser” dedi Mersin

 

Taşhan, Zeytinlibahçe, Araplar vesaire

Baba mirası gibi, yayıldılar şehire

Atlatılacak bir gün, elbette bu badire

Sonu hayırsa eğer, gelsin “şer” dedi Mersin

 

 

Kara bulutlar ile, perdelendi gökyüzü

Ne med kaldı, ne cezir, görseniz Akdeniz’i

Gülnar, Mut, Mağara’dan, Mehmet’ler dizi dizi

Ölmek ne, yaşamak ne, bak da “gör” dedi Mersin

 

Samsun’dan duyulunca, Başkomutanın sesi

Arslanköy’de kesildi, ilk düşmanın nefesi

Bozon, Sahil, Emirler, Çopurlu müfrezesi

Ölüm yağdırın gökler, yarıl “yer” dedi Mersin

 

Hüseyin Hüsnü Beyler, Topçu İzzet’ler önde

Haydar, Lütfü,İshak’lar, sıralanmış peşinde

Ölüm bir yudum şerbet, bu ateş çemberinde

Hep beraber içelim, haydi “ver” dedi Mersin

 

Lejyonmuş, Guvarnörmüş, subay gibi bir şeymiş

Yok şu kadar zamanmış, yok geçici süreymiş

Nota vermek ne imiş, bayrak indirmek neymiş

Haydi kirli elleri, durma “kır” dedi Mersin

 

Tüm planları bozdu, Karboğazı’nda pusu

Ziyarettepe duvar, dağıldı çil yavrusu

Molla Kerim’e şahit, Tarsus’ta Bac köprüsü

Gerekirse bedenler, çelik “sur” dedi Mersin

 

Bu oyun bozulacak, dağılacak bu zulmet

Hak galebe edecek, sefil batıla sabret

Sen Yörük çocuğusun, ‘Muhtaç Olduğun Kudret

Damarındaki Asil, Kanda’, “Var” dedi Mersin

 

Toroslardan sahile, indik, can ala vere

Pılını pırtısını, alıp kaçtı kefere

Üç ocakta kavuştuk, şanlı, kutlu zafere

Bu topraklar, bu şehir, artık “hür” dedi Mersin

 

 

ÜÇÜNCÜ(3.) Mustafa Sade Karaköprü  /Şanlıurfa

 

3 OCAK İZDÜŞÜMÜ

Doğunca kundaklandık yâr eyledik kefeni 

Vatan için ölünce ar eyledik kefeni!

Mersin’in ateşinde kar eyledik kefeni

Müfrezeler başlattı onurlu mücadele 

Toroslarda şahlanıp yürüdük istiklâle… 

 

Millî ruh, millî dava, yüreklere buruldu

Al sancağın altında barikatlar kuruldu

Gönüller Akdeniz’in dalgasında duruldu 

Çeri bizdik, Alp bizdik; kapılmadık melâle 

Toroslarda şahlanıp yürüdük istiklâle… 

 

 

Mara, Tarsus, Silifke, teyakkuzda dört yandan

Hıdır oğlu Ali’ler vazgeçmişlerdi candan

Kara Yakup, Genç İzzet, hele Nail kumandan

Kurtlar ne zaman almış çakalları kaale?

Toroslarda şahlanıp yürüdük istiklâle… 

 

Süngüler masatlandı, harbilendi tüfekler 

Yaşarsak, vatan cennet; ölürsek cennet bekler!

Teğmen Hakkı Deniz’le coşuyorken yürekler

Gökçe tebessüm düştü mahzun olan hilâle

Toroslarda şahlanıp yürüdük istiklâle… 

 

Fatih’in, Alparslan’ın özü Anadolu’da

Yere düşer mi Türk’ün yüzü Anadolu’da

“Ya ölüm ya istiklâl” sözü Anadolu’da… 

Tuna’nın çağlayanı düştü gönlü zülâle

Toroslarda şahlanıp yürüdük istiklâle…

 

Mersin’in kurtuluşu ufkumuza fecirdir 

Taşıdığımız beden bu sevdaya ecirdir 

Hilâl desenli yurtta yıldızlar muhacirdir

Cihan şahit değildi böylesi bir celâle 

Toroslarda şahlanıp yürüdük istiklâle… 

 

Artık mazluma şefkat, zalime emân vakti 

Hürriyet sancağını dikecek zaman vakti

“Üç Ocak” ilelebet zafere iman vakti

Zulme geçit vermedik, sahip çıktık helâle 

Toroslarda şahlanıp yürüdük istiklâle… 

 

 

DÖRDÜNCÜ (4) Selahattin Çıtak / Akdeniz/Mersin

 

ÜÇ OCAK…

 

Fransız  gavuruyla, İngiliz sefiri 

Kaçarak kurtuldular, tam üç ocakta…

Karar verildi birkez, ocakta bucakta

Gavurlar  kovulmalıdır, tam üç ocakta…

 

Selçuklunun İÇ-ELİ ydi, kutsal topraklar

Yörük  diyarı burası, kaçsın korkaklar

Bağrında  onbinlerce, şehidi saklar

Mersin kurtulmalıdır, tam üç ocakta…

 

Gavuru gavur yapan, zulümler  vardır

Gavura yataklık yapan, hainler vardır

İnancını yitirmiş, gafiller vardır

Bu gafillik  son bulmalı, tam üç ocakta…

 

Toroslardan yükselir,  tekbir sesleri

Gavurun korkudan, kesilir nefesleri

Nasılda kaçmıştı, Fransız teresleri

Mersin kurtulmuştur, tam üç ocakta…

 

Toroslardan indi  yiğit, Türkmen Yörükler

Yansın ocaklar,  üflesin  çifte körükler

Korlu ateşte korlansın, demir  çelikler

Gavurları  kovmak için, tam üç ocakta…

 

Onsekiz müfrezeyle, onyedi savaş

Güneş doğuyor ufuktan, bak yavaş yavaş

Yanparlı Hüseyin dedi, vurun ha gardaş

Mersin kurtulmalıdır, tam üç cakta….

 

Çerkez Süleyman Beyimde, otuz süvari

Çöktüler düşman üstüne, bulut misali

Lütfü Oğuzcan’sa, kahramanlık timsali

Vurdular gavura , tam üç ocakta…

 

Bozkurt Müfreze lideri, Mithat Toroğlu

Namı diğer Özkul Efe, sanki Köroğlu

İsimsiz kahramanların,  hepsi Türkoğlu

Yörükler aldı Mersini, tam üç ocakta…

 

Analar bacılar  hazır, ocak  beklerler

Ağlamayı kesmişti, balalar  bebekler

Dua mırıldanır bize, koca neneler

Mersin kurtulsun diye, tam üç ocakta…

 

 

Namluya sürüldü birkez, dualı mermi

Yola çıktı yiğitlerim, geri dönermi

Atım şahlandı  birkez, geri gidermi

Gavurları  kovduk biz, tam üç ocakta…

 

 

Sıktık yumruğumuzu, çıktık meydana

Duayla yolladı bizi, gelin kaynana

Dualar zırhımız oldu, korku yok bana

Gavurları  dövdük biz, tam üç ocakta…

 

Mut Silifke Arslanköyle, birlik olduk biz

Birlik olan yüreklerle, dirlik olduk biz

Bozkurt misali saldırdık, birden hepimiz

Mersini kurtardık biz, tam üç ocakta…

 

Ayranım kabardı artık, durmam yerimde

Şehit olur isem vardır, oğlum  gerimde

Şehitlik yazılmışsa, eğer  kaderimde

Uçmağada  varırım  ben, tam üç ocakta…

 

 

 

 

 

 

BEŞİNCİ(5.) Osman Sabri Göknur / Yenişehir/Mersin

 

3 OCAK DESTANI

Aşa Bacı alıp kuşağından hançeri,
Saplayıp gavurun boğazından içeri,
Bozon’un Çavuşlu’nun yiğit erleri,
Helallik istedi, kuşandı tüfekleri.


Toplandı erenler Çiftlik Köyünde,
Genci yaşlısı hep vatan derdinde,
Yanpar, Musalı, Eminlik ilinde,
Kuran kelamı yiğitlerin dilinde .

 

Kınalar yakıldı, dualar edildi,
Kefenler giyildi, besmele çekildi,
Vatan mevzu idi, görev biçildi,
Hem yardan, hem de serden geçildi.

Bir ses ki, ta yukardan Toroslardan,
Gülnar’dan, Mara’dan, Kaledran’dan,
Yahya Çavuş atıyla hiç durmadan,
Pes etmedi, haini alnından vurmadan.

Efrenk’ten selam gitti Tarsus’a,
İshak Ağa bakar mı hiç arsıza,
Omuz verip Ferahim Şalvuz’a,
Yetişti, sahip çıktı ara namusa.

Yok öyle denizden top atmayla,
Vuruşmadan hile hurda yapmayla,
Haini, huysuzu satın almayla,
Verilir mi gavura toprak parayla.


Alata deresi ile Deliçay arası,
Koçyiğite ne yapsın kurşun yarası,
Deliçaydan ileri Tarsus kapısı,
Kavaklıhan erinin yetti yarısı.

Basnalar, İçme, Subendi, Gudubeş,
Yetmezdi bizlere asla ateşkeş,
Bağlar, Ziyaret, Ballıca, Karboğaz,
Oğuz yiğitlere bu destanlar az.

Mezitli’den Emirler’e Menteş’e,
Düşman kaçar, köşe bucak dört köşe,
Elvanlıdan Emirlerden Tömüğe,
Zafer nasip oldu yiğit yörüğe.

 

 

 

 

 

 

 

ALTINCI (6.) Eyüp Kırkıl / Siverek / Şanlıurfa

 

MERSİN DESTANI

 

On yedi Aralık bir kara gündü.

Karanlık sabaha kalktık Mersin’de.

Ufukta ilk düşman o gün göründü.

Derin derin bir ah çektik Mersin’de.

 

Fransız uşağı Ermeni coştu.

Türk’ü katletmenin derdine düştü.

Eliyle kendine bir mezar deşti.

Onu o mezara tıktık Mersin’de.

 

Bu vatan bu millet özgürdür diye,

Ezelden ebede hep hürdür diye,

Al bayrak namustur, onurdur diye,

Canı dişimize taktık Mersin’de.

 

Genci ihtiyarı, kadın erkekli,

Savaş meydanına akmak gerekli.

Göğsümüz imanlı, eli tüfekli,

Cepheden cepheye sektik Mersin’de

 

Arslanköy, Silifke, Mut ve Gülnar’da,

Mustafa Nail’le Tarsus Bağlar’da,

Emirler, Mezitli, hem Kızılyar’da,

Sel gibi gürleyip aktık Mersin’de.

 

Başnalar’da ilk darbeyi indirdik.

İçmeler’de ateşlerin söndürdük.

Su Bendi’nde susuzluğa kandırdık.

Hürriyet ateşi yaktık Mersin’de

 

Sevdalıydık bu vatanın taşına.

Bakmadık hiç gözlerinin yaşına,

Fransız’ın Ermeni’nin başına,

Yıldırımlar gibi çaktık Mersin’de.

 

Kutsaldır bu vatan davası diyen,

Bizde bitmez bayrak sevdası diyen,

Allah nasip etsin “halas”ı diyen,

Yurtseverler hayli çoktuk Mersin’de

 

Gözneli Gök Mehmet cengâver oldu.

Tevfik Bey, Basri Bey, muzaffer oldu.

Gudubes’te düşman besbeter oldu.

Gâvurun başına çöktük Mersin’de.

 

Binbaşı İhsan’la, Çeçen Osman’la,

Çocuk İbrahim ve Yusuf Kenan’la,

Kocaşoğlu Osman, Emin Arslan’la,

Hasmın ciğerini söktük Mersin’de.

 

 

Şehadetin şerbetini içerek,

Vatan için canımızdan geçerek,

Hakkın huzuruna böyle göçerek,

Burcu burcu şehit koktuk Mersin’de.

 

Güvendik Allah’ın adaletine.

Sarıldık ecdadın emanetine.

Vatanın, milletin hürriyetine,

Bir tohum da bizler ektik Mersin’de.

 

Kırgıli, üç ocak kurtuluş günü.

Gururla, kıvançla hatırla dünü.

Türk’ün hiç kimseye olmaz ödünü.

Küfrün hayalini yıktık Mersin’de.

 

 

YEDİNCİ (7.) Duygu Oğuz / Bahçelievler /İstanbul

 

ÜÇ OCAK - BİR VATAN

 

Yanaştılar sinsice Mersin’in boğazına

Doğrulttular namluyu şehrin şah damarına

İngiliz’in vurduğu kavmimdeki can mıdır?

Şehit oğlu Mersin’im, toprak izin kan mıdır?

 

Zalim kulak vermedi akan kanın sesine

Âmâ oldu tüm cihan, perde çekti göğsüne

Mersin’imin kaderi, açılan o zarf mıdır?

Zarfın içinden sızan; sürüyle yılan mıdır?

 

Sızmışlar topraklara, demişler ki: “ Saldırın! “

Bir vakit apansızın; vurmuşlar çocuk, kadın

Türk’ü silahsız vurmak kâfirlere farz mıdır?

Sırtı bıçak Mersin’im, bayrak izin kan mıdır?

 

Unutmuşlar bir şeyi; silah yoksa birlik var

Sizde top, tüfek, pusat; bizde vahdet, dirlik var

Türk, sapanlı bir avcı; Türk’e, düşman ceylandır

Yiğit dolu Mersin’in, intikamı pek hardır!

 

Ana, baba, komşu, er; ellerinde al bayrak

Şehâdet parmakları, imanla şahlanarak:

“Ya Allah, ya bismillah! Can, uğruna fedadır.

Benden evlada kalan tek emanet vatandır.“

 

Diyerek ayaklandı, duâları sur oldu

Toros’tan gürleyen ses; düşmana selâ oldu

Bu vatan destan dolu, size boyun eğer mi?

Türklerin birliğine, kurşunlar hiç geçer mi?

 

Silah oldu imanlar, kuşatıldı düşmanlar

Kalleşler sanmışlar ki; Türkler güçsüz, yalnızlar

Türkler hatırlattı ki sandıkları rüyâdır

Rüyâdan uyananın, sonu ancak firardır!

 

Yorgun vatandan kalan; göz altları üç ocak

Yürekleri gam sarar; muharip kokan sokak

Kanıyla toprak ören şehidime hamd olsun

Toprağı şehit Mersin, sana vatan sağ olsun!

 

Sağ oldu tüm milletim, yâr oldu ah ümmetim!

Solumda gâzi vardı; sağımda şehit, yetim

Tüttü köydeki baca, yandı ocağın altı

Vatanı kurtaranın; ödenir mi hiç hakkı?

 

Ödenmedi, ödenmez; cengâverin vefası

Kurban ola ülküme, her zaferi destansı

Limanımdan göz kırpan al bayrağım kandandır

Kabirden doğan çiçek, şehidimden selâmdır

 

Ve’ aleyküm selâm ki; bizden size rahmetler

Topraktan bi’ haber var: Cennet olmuş sûretler

Gönderde dalgalanan, bayrak kanı aynadır

Kurtuluşun şarkısı; ay yıldızdan notadır

 

O notalar haykırır: Üç Ocak zafer günüm!

Gönüllerde tek bir ses: Ya İstiklâl Ya Ölüm!

Geçmişi unutmayan o yürekler hep sağdır

Mersin’in hak zaferi, yüreklerde destandır.

 

 

 

SEKİZİNCİ (8.) Kenan Yavuzarslan / İlkadım/Samsun

 

Ana Yurt Mersin

 

Düşmanın gemileri yaklaşınca limana

Bir hüzün vaveylası demir atar zamana

Ateş ile kavrulan yürekteki imana

Hürriyet aşıkları gözyaşıyla su versin

Türk’ün kutlu kılınmış ana yurdudur Mersin

 

Hangi hadsize düşer silah doğrultmak bize

Ciğerini çıkarıp atarız kızıl köze

Her köşede bir Mehmet her hane bir müfreze

Her annenin muradı vatan huzura ersin

Türk’ün kurban olunmuş ana yurdudur Mersin

 

Ne bir parçacık şüphe ne bir iz var korkudan

Yüreğimiz berîdir tereddütten kuşkudan

Ashab-ı Kehf’e uyup uyanırız uykudan

Ey! İngiliz Fransız geldiğince gidersin

Türk’ün kanla sulanmış ana yurdudur Mersin

 

Toroslara Kar henüz beyaz renkle yağarken

Dumanı tüten tek bir yörük çadırı varken

Yıkılmak imkansızdır, kıyamet için erken

Gelin Türkler ölümü ayağınıza sersin

Türk’ün aşkla bilenmiş ana yurdudur Mersin

 

Al bayraktan gayrısı bu topraklarda solsun

İşgalciye “Cehennem” mihmana “Cennet” olsun

Dostuna güven versin düşmana korku salsın

Her ocağın üçünde taze güller göversin

Türk’ün aşık olunmuş ana yurdudur Mersin

 

İstasyon Meydanı’nda bayram yeri kurulsun

Yiğitler ayaklansın halaylara durulsun

Bağlamalar çalınsın davul zurna vurulsun

Karacaoğlan gelip Toroslardan ses versin

Türk’ün türkü söylenmiş ana yurdudur Mersin

 

DOKUZUNCU (9) Yusuf Aktarla / Akdeniz /Mersin

 

ÖZGÜRLÜK YEMİNİ

 

  Bu vatan Türklerindir, hep ezelden beri,

  Her Türküm diyen Vatanım bellemiş bu yeri,

  Her çağda üstümüzde, Avrupa’nın kem gözleri,

  İşgale başladılar, Avrupa’nın sözde en medenileri…

 

  Biz Türkler, özgürlüğü parayla satın almadık,

  Her Türk bilmeli ki özgürlüğü yolda bulmadık,

  Özgürlük uğruna, bu toprakları kanımızla suladık,

  Dünya’nın her yerinde düşmandan hainden bunaldık…

 

  Düşmanın gücü yetmez, indirmeye ay yıldızlı sancağı,

  Savaşlara başladı uğursuz yirminci yüzyıl çağı,

  Mersinimize karşı gözü dönmüş Avrupalı uşağı,

  Saldırılar üstümüze, yaktılar binlerce ocağı…

 

 İşgal ettiler Vatanın, her tarafını sağı solu,

 Sonradan öğrendiler ki burası Anadolu,

 Bu topraklar, şehit mezarları, evliya yatırlarıyla dolu,

 Düşmana hiç baş eğmedik, budur kurtuluş yolu…

  

 İşgal yetmedi, kıydılar birçok insanın canına,

 Yemin ettik, yaptıkları kalmayacak yanlarına,

 Vatanımızı işgal edenlerin bakmayız gözyaşına,

 Hepsi kurban olsunlar benim güzel Vatanıma…

 

 Kuvay-ı Milliye ile birlikte karar aldık,

 Vatanımıza göz dikenlere, savaş açtık,

 Her cephede kalplerine korku saldık,

 Vatan namustur dedik, mevzilere daldık…

 

 Kuvay-ı Milliye silah dağıttı, verdi elimize,

 Hiçbir düşman dayanamazdı kararlı halimize,

 Korktular Allah Allah diye gürleyen sesimize,

 Vatanımızı korumaya yeminliydik son nefesimize…

 

 Başkomutan Mustafa Kemal Paşa verdi emri,

 Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri,

 Ya istiklal, ya ölüm, dönemeyiz artık geri,

 Düşmanı söküp atmaya, hazırdır her Türk neferi…

 

 Sömürgeci düşman, Mersine dikmişti gözünü,

 Mersin halkı özgürlüğü seçti, söyledi son sözünü,

 Ne Avrupa ne başka ülke, dinlemedik hiç birini,

 Ya istiklal, ya ölüm dedik son sözümüzü söyledik…

 

Düşman saldırıyor, kudurmuş bir itten beter,

Asırlardır kinleri bitmedi, yeter artık yeter,

İstiklal uğruna yeminliydi binlerce nefer,

Yanıldılar, sert kayaya çarptılar bu sefer…

 

 

İçlerinde yok ne vicdan ne merhamet kaygısı,

Sözde bunlar medeni ülkelerin büyük Avrupası,

Kana doymadılar Çanakkale savaşı sonrası,

İkinci kez sırtlarına vuruldu Türkün sopası…

 

Torosların her tarafından seller gibi aktık,

Mersin’in özgürlük meşalesini tutuşturup yaktık,

İşgal güçlerinin hiçbir şansı yoktu artık,

Ya öleceğiz ya gidecekler kafaya öyle taktık…

 

Mersinliyiz biz işte böyle bir destan yazarız,

İstiklal uğruna her düşmana mezar kazarız,

Söz konusun Vatan olunca her yerde varız,

Vatanımız için İstiklalimiz için gerekeni yaparız…

 

Mersinliyiz biz özgürlükten hiç ödün vermedik,

Mersinimize göz dikenlere dünyayı dar eyledik,

Hiçbir güç duramazdı, birlik olmuş halkın önünde,

Mersinden söküp attık düşmanı üç ocak gününde

İstiklal Benim, Özgürlük Benim...

 

 


Bu haber  713  kere okundu

Site Ana sayfasına gitmek için tıklayınız.